Türkiye'nin en güney ucunda, Suriye sınırına komşu bir yerde, Akdeniz'in Anadolu'ya en çok sokulduğu noktada Hatay uzanır. Hitit'ten Asur'a, Roma'dan Bizans'a, Selçuklu'dan Osmanlı'ya kadar pek çok medeniyet buradan geçmiş; Antakya'nın dar sokaklarında bugün hâlâ bir caminin bitişiğinde bir kilise, birkaç adım ötesinde bir havra bulunabiliyor. Üç semavi dinin yüzyıllardır aynı mahallede yaşaması, kente "hoşgörü kenti" denmesinin nedeni. Bunun yanında 2017'de UNESCO'nun gastronomi şehri ilan ettiği zengin bir mutfak var: künefeden tepsi kebabına, humustan kabak tatlısına uzanan geniş bir sofra. 6 Şubat 2023 depreminin izleri Antakya'da hâlâ görülüyor, şehir de aynı zamanda hızla toparlanıyor. Bu yazıda hem nereleri gezebileceğinizi hem de yola çıkmadan önce bilmenizde fayda olan güncel detayları bulacaksınız.
Kentin geçmişi MÖ 300'lere, I. Selevkos Nikator'un kurduğu Antiokheia'ya kadar uzanır. Roma döneminde imparatorluğun üçüncü büyük kenti sayılan Antakya, Hristiyanlığın ilk yayıldığı topraklardan biri; "Hristiyan" adının dünyada ilk kez burada kullanıldığına inanılıyor. Anadolu'nun ilk camilerinden biri, dünyanın ilk mağara kilisesi ve yüzyıllık bir sinagog, birbirine yürüme mesafesindeki sokaklarda hâlâ ayakta. Hatay'a gelenlerin önemli bir kısmı bu yüzden yalnızca tarihe değil, inanca da bakmaya geliyor. Mutfak tarafında ise 600'e yakın yemek çeşidiyle anılan bir gastronomi kültürü var; kökeninde Amik Ovası'nın verimli toprakları ve Suriye-Lübnan mutfaklarıyla iç içe geçmiş bir geçmiş bulunuyor.
Antakya, Hatay gezisinin kalbi — ama merkezdeki tarihi yapıların büyük kısmı 6 Şubat depreminden payını aldı. Bazıları restore edilip yeniden açıldı, bazılarının çalışması hâlâ sürüyor; rota planlarken bu ayrımı bilmek işinize yarayacak.
Anadolu'nun ilk camisi kabul edilen Habib-i Neccar Camii aslında bir Roma tapınağının üzerinde yükseliyor; yüzyıllar içinde birkaç kez kiliseye dönüşüp yeniden camiye çevrilmiş. Depremde ağır hasar almıştı. Vakıflar Genel Müdürlüğü ve Konya Büyükşehir Belediyesi'nin restorasyonu Aralık 2025'te bitti, cami şimdi yeniden ibadete açık.
Birkaç sokak ötede, Habib-i Neccar Dağı'nın eteğinde St. Pierre Kilisesi duruyor. Doğal bir mağara kiliseye dönüştürülerek yapılmış; dünyanın ilk mağara kiliselerinden biri olduğu düşünülüyor, 1963'te de Papa VI. Paul tarafından hac yeri ilan edilmiş. Depremden nispeten az etkilenen kilise Ocak 2024'te kapılarını açtı — Antakya'da depremden sonra turizme açılan ilk yapı oldu. Haziran ayındaki Aziz Petrus ve Pavlus Bayramı da hâlâ burada kutlanıyor.
Mozaik meraklıları biraz dikkatli olmalı, çünkü şehirde iki ayrı mozaik müzesi var ve şu an ikisi de aynı durumda değil. Açık olan, bir otel inşaatı sırasında tesadüfen bulunan ve dünyanın tek parça en büyük mozaiğine ev sahipliği yapan Necmi Asfuroğlu Arkeoloji Müzesi — 2024 sonunda yeniden açıldı, haftanın yedi günü gezilebiliyor. Kapalı olan ise asıl Hatay Arkeoloji Müzesi. Depremden önce 37 bin eserle dünyanın en büyük mozaik koleksiyonlarından birine sahipti, ama bina ağır hasar aldı ve hâlâ ziyarete kapalı. Eserler şimdilik depolarda; güçlendirme bitince 2026 sonuna doğru bölüm bölüm açılması bekleniyor. O zamana kadar mozaik görmek isteyenler Necmi Asfuroğlu'na gitsin.
Antakya'nın tarihi Uzun Çarşı'sı ve çevresindeki sokaklar da yeniden canlanıyor; buradaki kısa bir yürüyüş, hem açılan esnafı hem de kentin toparlanma sürecini yakından görmenin en kolay yolu.
Antakya'nın 25-60 kilometre batısında kalan Samandağ, tarihle denizi aynı güzergahta buluşturuyor. Titus Tüneli, Roma imparatorları Vespasian ve oğlu Titus'un MS 1. yüzyılda seli önlemek için kayaları oyarak açtırdığı 1.380 metrelik bir su tüneli; 2014'te UNESCO'nun Dünya Mirası Geçici Listesi'ne girdi. Hemen yanında, kaya mezarlarıyla bilinen Beşikli Mağara var. Biraz ileride, 3.000 yıllık olduğu tahmin edilen Musa Ağacı duruyor — Hızır ile Musa'nın buluştuğuna inanılan efsanevi noktalardan biri.
Samandağ'ın belki de en özel köşesi Vakıflı Köyü: Türkiye'nin tüm nüfusu Ermenilerden oluşan tek yerleşim yeri. Musa Dağı'nın eteğindeki taş evleri, organik tarımıyla ve kadın kooperatifinin ürettiği ev yapımı turunç ile nar likörleriyle biliniyor; her ağustos ayının ikinci pazarı burada Meryem Ana Yortusu kutlanıyor. Denizle buluşmak isteyenler için 14 kilometrelik Samandağ Sahili var — Türkiye'nin en uzun kesintisiz kumsallarından biri, aynı zamanda nesli tehlikede olan Chelonia mydas (yeşil deniz kaplumbağası) ve Caretta caretta'nın dünyadaki sayılı yumurtlama alanlarından biri. Ailelerin daha çok tercih ettiği Arsuz ise Antakya'ya 60 kilometre uzaklıkta; ince kumu ve yavaş derinleşen berrak deniziyle çocuklarla girmeye uygun.
Antakya'ya 7 kilometre kadar uzaklıktaki Harbiye, antik dönemde Daphne adıyla anılan, şelaleleri ve defne ağaçlarıyla tanınan bir yerleşim. Efsaneye göre ırmak tanrısı Peneus'un kızı Defne, kendisine aşık olan Apollon'dan kaçarken bir defne ağacına dönüşmüş; bugün hâlâ "Defne'nin gözyaşları" diye anlatılan şelaleler, bu hikâyenin geçtiği yer kabul ediliyor. Şelale çevresindeki çay bahçeleri, yaz sıcağında Antakya'dan kısa bir kaçamak için sevilen bir durak.
Kuzeyde, Akdeniz'in önemli limanlarından birine sahip İskenderun ise şehrin bambaşka bir tarafını gösteriyor. İlçeye bağlı Payas'ta, Kanuni döneminde Sadrazam Sokullu Mehmet Paşa'nın emriyle Mimar Sinan'a yaptırılan Sokullu Mehmet Paşa Külliyesi duruyor: 13 bin metrekarelik alana yayılan cami, han, hamam ve arastasıyla Anadolu'nun en büyük menzil külliyelerinden biri. Hemen yanındaki sekiz kuleli Payas Kalesi, Osmanlı'nın doğu seferlerinde liman ve ikmal üssü olarak kullanılmış. Külliye, 2011-2013 arasındaki restorasyondan sonra yeniden ziyarete açık.
Hatay, 2017'de UNESCO Yaratıcı Şehirler Ağı'na gastronomi dalında giren, Türkiye'den bu unvanı Gaziantep'in (2015) ardından alan ikinci şehir. En tanıdık lezzeti künefe: tuzsuz özel peynirin tel kadayıfla bakır tepside kömür ateşinde buluşup şerbetlenmesiyle hazırlanıyor. Ama sofra bundan ibaret değil. Zırh denen kavisli bıçaklarla incecik kıyılan etin tepsiye yayılıp fırınlanmasıyla yapılan tepsi kebabı, bulgur ve kıymalı içli köfte oruk, nohut-tahin-zeytinyağlı humus, patlıcan-nar ekşili mütebbel, kirece yatırılarak pişirilen kabak tatlısı ve fıstık dolgulu kerebiç, şehrin sofralarında sık rastlanan diğer tatlar. Antakya'nın tarihi çarşı çevresindeki lokantalar ve künefeciler, bu lezzetleri denemek için en pratik duraklar.
Hatay'da Akdeniz iklimi hâkim: yazlar sıcak ve kurak, kışlar ılık ve yağışlı, yıllık ortalama sıcaklık 18 derece civarında. Samandağ ve Arsuz'da denize girmek isteyenler için haziran-eylül arası en uygun dönem. Antakya'yı sıcak çarpmadan, yürüyerek gezmeyi tercih edenler içinse nisan-mayıs ve eylül-ekim ayları daha rahat geçiyor. Şehri gerçek anlamda gezmek için 3-4 gün ayırmak, hem merkezdeki tarihi rotayı hem de Samandağ-Arsuz hattını rahatça kapsıyor.
Antakya'ya 25, İskenderun'a 45 kilometre uzaklıktaki Hatay Havalimanı (HTY), depremde ciddi hasar görüp bir süre kapandıktan sonra yeniden hizmete girdi. İstanbul ve Ankara'ya iç hat, Ercan ve Riyad'a dış hat seferleri var. Şehirlerarası otobüsler Türkiye'nin dört bir yanından Antakya ve İskenderun otogarlarına ulaşıyor. Şehir içinde Kent Kart'la işleyen otobüsler, ilçeler arasında ise minibüsler hizmet veriyor; merkezdeki mesafelerin birbirine yakın olması tek araçla dolaşmayı kolaylaştırıyor.
Hatay tek bir gezgin tipine göre kurulmuş bir yer değil. Üç dinin iç içe geçtiği yapılar ve St. Pierre gibi hac merkezleri, tarih ve inanç turizmiyle ilgilenenleri çekiyor. Künefeden tepsi kebabına uzanan mutfak, gastronomi gezginleri için ayrı bir sebep. Samandağ ve Arsuz'un sığ, dalgasız sahilleri çocuklu ailelere uyuyor; Titus Tüneli çevresindeki yürüyüşler ve Amanos Dağları'nın eteklerindeki yaylalar ise doğada vakit geçirmeyi sevenlere hitap ediyor. Aynı rotada bunların birkaçını birden bulmak, Hatay'ı diğer sahil şehirlerinden ayıran bir özellik.
Hatay'a giderken şehrin hâlâ deprem sonrası toparlanma sürecinde olduğunu bilmek işinizi kolaylaştırır. Habib-i Neccar Camii, St. Pierre Kilisesi ve Necmi Asfuroğlu Arkeoloji Müzesi gibi yerler yeniden ziyarete açılmış durumda; Hatay Arkeoloji Müzesi gibi bazı noktalar ise 2026 sonuna kadar etaplı biçimde açılmayı bekliyor. Konaklama için Antakya ve İskenderun en çok seçenek sunan ilçeler; rotanızı netleştirdikten sonra Tatilox üzerinden size uygun oteli bulup Jakuzili veya isterseniz havuzlu seçeneklerle de karşılaştırabilirsiniz. Vakıflı Köyü gibi bazı noktaların Suriye sınırına yakın olması (yaklaşık 30 dakika) turistik güzergahı etkilemiyor — ana ziyaret noktalarının tamamı Antakya, Samandağ ve Arsuz hattında, erişimi kolay bölgelerde.