Kapadokya benim için her zaman sadece bir tatil rotası değil, ruhumu dinlendirdiğim, her köşesinde ayrı bir hikaye bulduğum büyülü bir durak olmuştur. Ama bu kez durum biraz farklıydı. Tatilox ile planladığımız bu seyahatte, Kapadokya’nın o meşhur dokusunu sadece dışarıdan izlemekle kalmadım; tam anlamıyla o dokunun içinde uyandım. Eğer siz de benim gibi "Şöyle bir yer olsun ki hem otantikliği iliklerime kadar hissedeyim hem de modern konforun keyfini çıkarayım" diyenlerdenseniz, Nevşehir Kapadokya Jakuzili Cave Otel deneyimimi mutlaka okumalısınız.

Otele adım attığınız anda sizi karşılayan o taş mimari, aslında yaşayacağınız deneyimin sadece fragmanı. Odama girdiğimde karşılaştığım manzara ise tam bir "Pinterest" karesi gibiydi. Doğal kaya oyma odaların o serin ama sıcak atmosferi, özenle seçilmiş dekoratif detaylarla birleşince insan kendini bir film setinde gibi hissediyor.
Benim konakladığım oda, taş duvarların mistik havasını korurken içine yerleştirilen devasa jakuzisiyle tam bir keyif noktasıydı. Gün boyu Kapadokya’nın tozlu yollarında, vadilerinde gezdikten sonra o jakuzide yorgunluk atmak… Anlatılmaz, yaşanır! Odaların o kendine has serinliği, dışarıdaki kavurucu sıcağa ya da dondurucu soğuğa inat sizi hep ideal bir konforda tutuyor.
Kapadokya denince akla gelen ilk şey nedir? Tabii ki gökyüzünü süsleyen o rengarenk balonlar! İşte bu otelin en büyük kozlarından biri de kesinlikle terası. Sabahın ilk ışıklarıyla uyanıp terasa çıktığımda gördüğüm manzara karşısında kelimeler kifayetsiz kaldı. Gökyüzünde süzülen onlarca balon, hemen karşınızda duran Uçhisar Kalesi’nin görkemi ve elinizde dumanı tüten bir fincan kahve…
Bu anları Reels videolarımda izlediniz ama inan bana oradaki o sessizlik ve görsel şölen kameraya yansıyanın çok daha ötesinde. Otelin konumu o kadar stratejik ki, balonlar adeta elinizi uzatsanız tutacakmışsınız gibi yanınızdan geçiyor. Fotoğraf tutkunları için burası tam bir cennet; her köşe, her ışık hüzmesi ayrı bir kare vadediyor.

Güne bu kadar güzel bir manzarayla başladıktan sonra, o enerjiyi taçlandıracak bir kahvaltı şart. Otelin sunduğu yöresel kahvaltı tam anlamıyla bir şölendi. Kapadokya’nın meşhur peynirleri, taze taze önünüze gelen sıcak pişi ve hamur işleri, doğal reçeller… Her şey o kadar taze ve lezzetliydi ki, masadan kalkmak istemeyeceksiniz. Özellikle o manzaraya karşı yapılan uzun kahvaltıların tadı damağımda kaldı diyebilirim.
Konakladığım süre boyunca fark ettiğim en büyük avantajlardan biri de ulaşım kolaylığıydı. Nevşehir Merkez’de yer alan otel, Kapadokya’nın ikonik noktalarına adeta bir taş atımı mesafede.
Hatta otelin sunduğu olanaklarla ATV turu veya at biniciliği gibi aktiviteleri de kolayca organize edebiliyorsunuz. Ben vadi yürüyüşlerini ve o mistik atmosferi solumayı tercih ettim ama macera arayanlar için seçenek çok.

Eğer sıradan bir otel odasında değil, Kapadokya’nın ruhunu yansıtan bir mağarada konaklamak istiyorsanız burası tam size göre. Personelin güler yüzü, otelin her köşesindeki temizlik ve o kendine has huzuru beni benden aldı. Jakuzili oda seçeneği ise romantik bir kaçamak veya kendinizi şımartmak istediğiniz bir tatil için kesinlikle doğru tercih.
Tatilox güvencesiyle yaptığım bu konaklama, Kapadokya defterime en güzel anılardan biri olarak kaydedildi. Şehrin gürültüsünden uzak, tarihin içinde ama modern imkanlarla dolu bir tatil hayal ediyorsanız, Nevşehir Kapadokya Jakuzili Cave Otel’e mutlaka şans verin.
Unutmayın, Kapadokya sadece gezilmez; Kapadokya yaşanır. Ve bu otel size o hayatı sonuna kadar hissettiriyor. Bir sonraki seyahat durağımızda görüşmek üzere!